|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
IFA 2009 Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı
ALMANYA- Berlin
Fuar Tarihleri: 04.09.2009 - 09.09.2009
Sektör: Telekomunikasyon
Organizatör: Messe Berlin
Ayrıntılı bilgi için:
www.messe-berlin.de
13.Uluslararası Isaf Fuarı
İstanbul Fuar Merkezi - Yeşilköy
Fuar Tarihleri:01.10.2009 – 04.10.2009
Sektör:Güvenlik, Yangın, Acil Durum, Telekomünikasyon
Organizatör:Marmara Tanıtım Fuarcılık Org. Rek. ve Tic. Ltd. Şti.
Ayrıntılı bilgi için:
istanbul.isaffuari.com/
CeBIT Bilişim Eurasia Bilgi ve İletişim Teknolojileri Fuarı
TÜRKİYE- Tüyap IST
Fuar Tarihleri: 06.10.2009 - 11.10.2009
Sektör: Bilgisayar, İletişim Teknolojileri
Organizatör: Hannover Fairs
Ayrıntılı bilgi için:
www.cebitbilisim.com
Wire Southeast Asia Uluslararası Özel Kablo Fuarı
TAYLAND- Bangkok
Fuar Tarihleri: 13.10.2009 - 15.10.2009
Sektör: Elektrik
Organizatör: Messe Dusseldorf
Ayrıntılı bilgi için:
www.wire-southeastasia.com
3. Kablo & Tel, Kablo Aksesuarları ve Gruplama, Elektro İzolasyon Malzemeleri ve Ekipmanları Fuarı
TÜRKİYE- IFM
Fuar Tarihleri: 15.10.2009 - 18.10.2009
Sektör: Elektrik
Organizatör: Media Fors
Ayrıntılı bilgi için:
www.kablofuari.com
Enerji, Elektrik Tesisatı
TÜRKİYE- ANFA Altınpark
Fuar Tarihleri: 22.10.2009 - 25.10.2009
Sektör: Endüstriyel Ekipman
Organizatör: EUF
Ayrıntılı bilgi için:
www.euf.com.tr
5. İstanbul Çağrı Merkezi Konferansı & Fuarı
Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı - İstanbul
Fuar Tarihleri:26.10.2009 – 27.10.2009
Sektör:Telekomünikasyon Alt Yapısı, Çağrı Merkezleri
Organizatör:İMİ Fuarcılık Hizmetleri Ltd.Şti.
Ayrıntılı bilgi için:
istanbulcallcenterexpo.com
Broadcast, Cable & Satellite Eurasia 13.Uluslararası Uydu İletişimi, Yayıncılık, Kablo ve TV Sektörü Fuar ve Konferansı
TÜRKİYE- IFM
Fuar Tarihleri: 19.11.2009 - 22.11.2009
Sektör: Elektrik Elektronik
Organizatör: Hannover Messe
Ayrıntılı bilgi için:
www.hmsf.com
|
| |
|
|
|
Şehir içi telefonda rekabet başladı |
Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım şehir içi telefon hizmetlerinin rekabete açıldığını açıkladı.
Türkiye'de telekomünikasyon sektöründe yaşanan serbestleşme sürecinin yeni bir halkasını kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Yıldırım, şehir içinde de serbestleşme sürecinin başladığını söyledi.
Haberin devamı için tıklayın
Uzak mesafe telefon hizmetlerinin serbestleştirildiğini anımsatan Yıldırım, buna şehir içinin de dahil edildiğini belirterek, bu konuda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun yaptığı çok önemli düzenlemeler bulunduğunu söyledi. Yasal düzenlemenin tamamlandığını, bundan sonra uygulamaya yönelik çalışmaların yapılacağını ifade eden Yıldırım, alternatif oluşturmanın rekabeti doğuracağını ifade etti.
Serbestleşmenin adım adım olacağını, bugünden yarına olacak bir iş olmadığını anlatan Yıldırım, "Her hizmetin bir bedeli var. Yine gazetelerde gördüm. 'Sabit hizmet kalksın' diyorlar. Kalkmaz. Sabit hizmetin adı değişiyor, başka şekilde alınmaya devam ediliyor, çünkü sabit hizmet bir alt yapının hazır tutulmasının bedelidir. Dünyada da Türkiye'de de vardır, var olmaya devam edecektir" diye konuştu.
Kaynak: Cumhuriyet
|
|
|
Alternatif işletmeci 'şehir içi'nde %10'a ulaşacak
|
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, 10 Mayıs 2009 tarihinde şehir içi görüşmelerin rekabete açılmasıyla birlikte, alternatif işletmecilerin halihazırda yüzde 4 olan payının, 2009 sonunda en az yüzde 10'a ulaşmasının beklendiğini bildirdi.
Haberin devamı için tıklayın
Yeni Elektronik Haberleşme Kanunu'nun yetkilendirme ile ilgili bölümünün yürürlüğe girmesiyle birlikte, alternatif telekom operatörlerinin de şehir içi görüşme hizmeti verebilmesine ilişkin konuşan Arıak, Türkiye'de sabit telefon pazarının toplam büyüklüğünün yıllık yaklaşık 5,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu ve 10 Mayıs'taki uygulamayla birlikte bunun yüzde 73'ünün rekabete açılacağını kaydetti.
Pazarın yüzde 96'sının Türk Telekom'un hakimiyetinde olduğunu hatırlatan Arıak, sektördeki diğer 19 işletmecinin toplam ciro büyüklüklügünün 400 milyon dolar seviyesinde olduğunu söyledi. İlk aşamada 19 firmadan en az 5-6 tanesinin şehir içi görüşmelerde aktif olmasının beklendiğini dile getiren Anak, "Son dönemde atılan adımlar ve Elektronik Haberleşme Kanunu (EHK) kapsamında yapılacak düzenlemelerle birlikte, alternatif işletmecilerin payının 2009 yılının sonunda sabit telefon alanında en az yüzde 10'a ulaşması beklenmektedir" şeklinde konuştu.
Borusan Telekom Genel Müdürü Mehmet Başer de henüz sabit hatlarda numara taşınabilirliğine ve alternatif operatörlerin numara verebilmesine dair kesinleşmiş bir işleyiş modeli oluşturulmadığına işaret etti. Borusan Telekom'un, Türkiye'nin en büyük 500 şirketinden 167'sine hizmet sağladığını dile getiren Başer, bu güçlerini, şehir içi açılımı ile birlikte KOBİ pazarına ve bireysel kullanıcılara taşımayı planladıklarını kaydetti.
Başer, "2009 yılı içerisinde mevcut ve yeni hizmet almaya başlayacak müşterilerimizin bizim üzerimizden yaptıkları görüşmelerin hacmini yüzde 100'ün üzerinde artırmayı hedefliyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmemizde de hem kurumsal segmente odaklı yapımızın, hem de şehir içi ve numara verme gibi yeni açılımların büyük bir rolü olacak" diye konuştu.
Kaynak: Dünya
|
|
|
Ucuz internet havadan geliyor!
|
Kablosuz internet teknolojisiyle ilgili son yatırım Eutelsat'tan geldi. Dünyanın önde gelen uydu operatörü, Türkiye'de 200 bin eve kablo altyapısına gerek kalmadan kesintisiz ve hızlı internet erişimi sağlayacağını açıkladı. Nasıl mı?
Haberin devamı için tıklayın
Eutelsat, karasal ADSL üzerinden sağlanan hızlı ve kesintisiz internet hizmetini tamamlayıcı niteliğinde yeni bir uydu teknolojisi geliştiriyor. Şirketin 2010'da 13 derece doğuya yerleştireceği "KA-SAT" uydusuyla, genişbant sektöründeki alt kolu Skylogic ve Amerika merkezli ViaSat'ın birlikte geliştirdiği "Tooway" isimli bu sistem, Türkiye'ye de kesintisiz ve hızlı internet, televizyon ve telefonu getirecek. Bu 10,5 MB hızında genişbant internet servisinin en büyük özelliği, kablo altyapısına gerek duymaması. Eutelsat'ın bu yeni hizmetiyle birlikte internet ücretleri yaklaşık yüzde 80 düşecek.
Eutelsat Bölge Satış Müdürü Ali Korur, 300 dolarlık kurulum bedeli karşılığında tüketicilerin hem uydudan televizyon izleyeceklerini hem de internete bağlanacaklarını açıklıyor. Bu hizmetle birlikte, sağanak yağmur ve kar yağışlarında uydu hizmetlerinin aksaması da tarihe karışacak. Korur, bu sorunların aşılması için sistemin sinyal gücünün artırıldığını vurguluyor.
Kaynak: Para Dergisi
|
|
|
3G başladığında ücretler artmayacak
|
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, hızlı, kablosuz ve görüntülü iletişim sağlayacak olan üçüncü nesil (3G) mobil iletişim hizmetlerinin devreye girmesiyle konuşma ücretlerinde bir artış beklemediklerini söyledi.
Haberin devamı için tıklayın
Acarer fiyatlarda GSM'ye paralel seyir öngördüklerini söyledi.
Tayfun Acarer, 3G ile telekomünikasyonda, ilk etapta büyük illerde olmak üzere istihdamın artacağını da belirtti.
Kaynak: Haber Türk
|
|
|
Türkiye ile AB arasındaki sayısal uçurum kalkacak
|
Avrupa Birliği telekomünikasyon ve dijital medya hizmetlerinin genel çerçevesini ve vizyonunu 2010 Stratejisi ile pekiştirdi. Türkiye ise bu stratejiye tam uyum peşinde. Ancak maddi imkanların yetersizliği ve büyük dijital uçurum, Türkiye'nin önündeki en büyük engeller.
Haberin devamı için tıklayın
Devlet Planlama Teşkilatı, tam uyum için geniş bant altyapısının yaygınlaştırılarak hizmet kalitesinin artırılması ve fiyatlarının düşürülmesini hedefliyor. Avrupa Birliği 2000 yılında Lizbon Stratejisiyle hız verdiği bilgi toplumu dönüşüm sürecine 2005 yılında 2010 stratejisi ile yeniden şekil verdi. Bu strateji, e-Avrupa 2005 Eylem Planı'nın tamamlanmasının ardından Lizbon stratejisinde ortaya konulan politikalar doğrultusunda "2010: Büyüme ve İstihdam İçin Avrupa Bilgi Toplumu" adıyla kabul edildi. 2010 Stratejisi telekomünikasyon ve dijital medya hizmetlerinin temel çerçevesini çizmiş oldu. Böylece stratejinin "3 i"si olan "bilgi, yenilikçilik ve içerme" konuları öne çıkarıldı. Türkiye de vakit kaybetmeden bu stratejilere ayak uydurmak istiyor. Ancak veriler de alınacak çok yol olduğunu gösteriyor.
Türkiye'de Ar-Ge harcamaları AB ortalamasının altında. Ar-Ge personel sayısı, AB ortalamasının üçte biri kadar. AB'de özel sektör tarafından yapılan Ar-Ge faaliyeti oranı yüzde 64 iken bu oran Türkiye'de yüzde 37'de kalıyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) kullanımında da AB'yi yakalamamız henüz çok güç görünüyor. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşar Vekili Halil İbrahim Akça, Türkiye'nin BİT konusunda AB'ye yüzde yüz uyumu hedeflediğini söylüyor.
Ancak Türkiye'nin stratejisi AB'ye göre daha farklı, çünkü AB yaşlanan nüfusuna yönelik politikalar geliştirirken, Türkiye genç nüfusun BİT konusunda eğitilmesi yönünde çalışmalar yapıyor. Akça, yenilenen mevzuatlar sayesinde telekomünikasyon sektörüne girmenin yatırımcılar için daha kolay hale geleceğini ve rekabetin büyük oranda artacağını haber veriyor.
Akça'ya göre ülkemizin en büyük eksikliği Ar-Ge ve yenilikçilik alanında nitelikli personel azlığı: "Nitelikli insan gücünün varlığı sektörü etkileyen diğer dinamikler içinde ön koşul. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Sanayi ve Hizmet Sektöründe Yenilik Anketi 2004-2006 anketinde ifade edilen diğer sorunlar ise maddi kaynakların yetersizliği ve maliyetlerin yüksekliği. Özellikle bilgi teknolojileri açısından baktığımızda maliyetlerin yüksekliği büyük bir sorun değil. Ancak maddi kaynakların yetersizliği nedeniyle yenilikçilikten çok fiyata dayalı bir rekabet yaşanıyor." Akça şöyle devam ediyor:
"Güçlü bir yan olarak ise üniversiteler ve diğer araştırma kurumlarında yürütülen araştırma faaliyetlerimiz var. Bu faaliyetlerin en önemli sonucu olan bilimsel makale sayısı açısından bakıldığında ülkemiz Bilimsel Atıf Endeksi'nde 19. sırada yer alıyor. Türkiye'nin bir diğer eksikliği ise, nüfusun BİT'e erişimindeki yetersizlikleri. TÜİK tarafından yapılan 2008 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Anketi'ne göre, hanelerde internet sahipliği oranı yüzde 24,5'te kalıyor. Vatandaşlara güvenilir internet sunmaya yönelik, toplu kullanıma açık merkezler sınırlı. Bunlar da daha çok il ve ilçe merkezlerinde kurulu bulunuyor. Ayrıca, bireylerin BİT yetkinlikleri ve BİT kullanımı yeterli seviyede değil, internet kullanımı kısa süre içinde artarak yüzde 35,8'e ulaşmış olmasına rağmen, AB ülkelerine kıyasla oranın daha da yükselmesine ihtiyaç var."
Kaynak: Bilgi Çağı
|
|
|
Mobilde 'sanal' rekabet başlıyor
|
Türkiye'de GSM operatörleri, son dönemlerde tanıştıkları numara taşınabilirliği uygulaması ve tamamlanan 3G ihalesi ile yoğun bir rekabetin içerisine girdiler. Ancak GSM operatörü pazarı, önümüzdeki dönemde daha farklı bir yarışa sahne olacak. Bu yıl içerisinde başlaması beklenen mobil sanal operatör (MVNO) uygulamasının GSM pazarına farklı bir boyut katması bekleniyor.
Haberin devamı için tıklayın
Dünya MVNO pazarında 2008 sonunda 90 milyona yakın mobil sanal operatör abonesi bulunuyor ve pazarın yüzde 40'ının üzerindeki önemli bir bölümü Batı Avrupa'da yer alıyor. Mobil sanal operatör abonesinin 2009 yılı sonunda 100 milyonu aşacağı düşünülüyor.
Sanal mobil operatör, GSM şebeke altyapısına sahip olmadan, bir başka operatörün şebekesi üzerinden hizmet vermek anlamına geliyor. Sanal operatörler kendi şebekesine sahip bir GSM operatöründen toptan fiyatla hizmet alıp, kendi müşterilerine perakende fiyatlarla GSM hizmetleri satıyorlar. Fenerbahçe ile Avea arasında yapılan 'Fenercell' uygulaması ise 'Mobil telekomünikasyon işbirliğinin' ilk örneği oldu. Önümüzdeki dönemde de farklı markaların farklı GSM operatörleri ile işbirliğine gitmeleri bekleniyor.
Avea Segment Yönetimi Kurumsal ve MVNO Direktörü Tunç Berkman, 'mobil telekomünikasyon işbirliği' ile pazarın dinamiklerinin değişeceğini ve rekabetin artacağını ifade ediyor. Turkcell Sanal Mobil Operatör İş Alanı Müdürü Deniz Tunçalp, "Dünyadaki örneklere baktığımızda, sanal mobil operatör pazarının ilgili regülasyon, yaşanan gelişim ve gerçekleşen işbirlikleri açısından çok farklı yapılar gösterdiğini, bu nedenle Türkiye için de yaşanması muhtemel pek çok alternatif senaryo olabileceğini düşünüyoruz. Fakat bir tahminde bulunmak için öncelikle ilgili düzenlemelerin BTK tarafından yayınlanması gerektiğini düşünüyoruz" diyor.
Avea Segment Yönetimi Kurumsal ve MVNO Direktörü Berkman da mobil sanal operatörlüğü uygulamak için iyi bir organizasyon kurulması gerektiğini belirtiyor ve "Mobil sanal operatörlük yatırımı geri dönüşü orta vadeli olan, uzun soluklu bir iş modeli. Kısa dönemli hedeflerin konulmamasını, aynen bir operatörün yatırımlarına yaklaştığı mantıkta düşünebilmek lazım" diyor.
Sanal mobil operatörleri genellikle Avrupa ülkeleri ve ABD'de belirli bir boyuta ulaşmış durumda. Avrupa'da işler halde veya planlama aşamasında 350'den fazla sanal mobil operatör bulunuyor. Faaliyette olan sanal mobil operatörlerin abone sayıları ise yaklaşık 5 bin ile 5 milyon arasında değişiyor. Bu yıl içerisinde Türkiye'de lisans verilmeye başlanacak olan sanal mobil operatörlerinin, GSM operatörleri pazarından 1,5 milyar dolarlık pay almaları bekleniyor.
Kaynak: Infomag
|
|
|
Sanal mobil hat uygulamasında Fenercell örneği
|
Aralarında T-Box ve Advantage Kart'ın yaratıcısı Cem Boyner ve Seda Sayan'ın da bulunduğu bir çok kurum ve kuruluş, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) sanal mobil operatörlüğü (MVNO) için düğmeye basmasını beklerken, ilk adımı gelir paylaşımı modeliyle spor kulüpleri attı.
Haberin devamı için tıklayın
BTK'nın iznini beklemeden, "Mobil Telekomünikasyon İşbirliği" adı verilen modeli devreye sokan GSM operatörleri, spor kulüpleriyle işbirliği yaparak, taraftarlara, bedava maç biletinden, lisanslı takım formasına, ücretsiz konuşma hakkından futbolcularla tanışmaya kadar bir çok imkanı sağlayacak olan taraftar hatlarını devreye soktu.
Sanal Mobil Hatları sayesinde yılda oluşacak 1,5 milyar dolarlık pazardan, sanal operatörlerin payına gelir olarak 300 milyon dolar (525 milyon TL) düşecek. Bunun da 60 milyon TL'si spor kulüplerinin kasasına girecek.
Dördüncü operatör Avea'yla işbirliği yaparak Fenercell adıyla uygulamayı ilk başlatan Fenerbahçe Spor Klübü, bir anda Türkiye'nin dördüncü GSM operatörü konumuna geldi. Galatasaray ve Beşiktaş Spor Kulüpleri de Fenerbahçe'nin ardından taraftar hattına yöneldi. Trabzonspor'un ise taraftar hattıyla ilgili henüz bir çalışması bulunmuyor.
Avrupa ve Amerika'da abone sayıları milyonları bulan Virgin, Blyk, AMP'D, Movida, Mobile ESPN gibi sanal mobil operatörleri, ücretsiz SMS gönderme ve bedava konuşma hakkı tanıma karşılığında, cep telefonu abonelerinin interaktif reklamlara katılımını, düzenlenen anketlere yanıt vermelerini sağlamanın yanı sıra, belirlenen hedef kitlelere yönelik ürünlerin pazarlanmasını da gerçekleştiriyor.
Herhangi bir alt yapı yatırımına gerek kalmadan faaliyetlerini GSM operatörlerinden satın aldıkları görüşme süreleri karşılığında sürdüren sanal mobil operatörlerinin, 10 milyar dolarlık hacme ulaşan Türkiye pazarından da yüzde 15 pay alması bekleniyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun sanal mobil operatörlüğü için gerekli olan lisansları henüz vermeye başlamaması, bu alanda faaliyet göstermek isteyen kurum ve kuruluşları, GSM operatörleriyle gelir paylaşım modeline kaymak zorunda bırakıyor. Bunda da öncülüğü, spor kulüpleri yapıyor. GSM kuruluşlarından aldıkları konuşma sürelerini kendi adlarına satan kulüpler, elde edilen geliri GSM operatörleriyle paylaşıyor. Bu yolla kulüpler ek gelir kaynağı yaratma imkanına kavuşuyor.
NUMARAYI TAŞIYAN 'SOYUNMA'YI GÖRECEK
5 yıl içerisinde 1 milyon aboneye ulaşmayı hedefleyen Fenercell, yılda 20 milyon TL'lik gelir hedefliyor. Hangi operatöre ait olursa olsun, cep telefonu numarasını taşıyan ya da yeni bir hat alan Fenerbahçe taraftarları kendi aralarında ayda 907 dakika bedava konuşma hakkı elde ediyor. Aylık sabit ücreti tüm vergiler dahil 14,4 TL olan FenerCell'in diğer operatörlerle görüşmelerinin dakikası ise 30,3 kuruş üzerinden tarifelendiriliyor. 25,5 kuruşa da SMS gönderilebiliyor. Kontörlü hat sahipleri ise 150 kontör karşılığında Fenercellliler'le 1907 dakika bedava konuşma hakkı kazanıyor. Diğer yönlere dakikası 1 kontöre konuşabiliyor.
Fenerbahçe'yi ilgilendiren video görüntülerinden, maçlardan özel enstantanelere kadar pek çok özel kare abonelerin cep telefonu ekranlarına taşınabilirken, FB GSM hattını kullanacak taraftarlara, soyunma odası görüntüleri, futbolcu röportajları ve FB TVyi cepten izleme gibi olanaklar da sağlanıyor.
Kaynak: Hürriyet
|
|
|
3G ile ilgili merak edilenler
|
3G nedir?
3G cep telefonlarında yüksek güvenilirlik ve kalitede, daha hızl veri iletimi sağlayan bir teknolojidir.
3G ile neler yapılabilecek?
3G, görüntülü konuşma, mobil televizyon, hızlı internete erişimi sağlayan mobil cihazlar ve çeşitlenen mobil internet servisleri gibi çok sayıda yenilik sunacak. İnternetten çok daha hızlı istediğiniz içerikleri indirilebilecek, resim ve video mesajlarını daha kaliteli bir şekilde görüntüleyebilecek ve beklemeden anlık olarak paylaşabileceksiniz. Örneğin bugün cep telefonundan 700 MB'lık DivX formatında bir film 4 saatte indirilebiliyor. Aynı filmi 3G teknolojisiyle indirmek yalnızca 2,2 dakika alıyor.
Haberin devamı için tıklayın
3G ile ne zaman tanışacağız?
3G teknolojisi için 28 Kasım 2008 tarihinde yapılan lisans ihalesi sonucunda, Danıştay da sözleşmelerle ilgili onayını verdi. BTK'nın onayından sonra 3 ay içinde Avea, Turkcell ve Vodafone hizmet vermeye başlayacak. Kısacası Temmuz 2009'da 3G hizmetleri başlayacak.
Nasıl 3G abonesi olabilirim?
Abonelik süreciyle ilgili bilgiler Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından açıklanacak. BTK açıklama yapmadıktan sonra bu konuda bir yorumda bulunmak zor olmakla beraber Turkcell'in KKTC'de uyguladığı yöntemin uygulanabilmesi herkes için hayırlı olacaktır. Mobil imza sayesinde vatandaşlar sadece kendilerine gelen bir SMS'e mobil imzaları ile onay verdiklerinde mevcut GSM aboneliğinden 3G aboneliğine geçebiliyor.
3G'den yararlanmak için ne yapılmalı?
3G dünyasından yararlanmak için kurumsal/bireysel 3G abonesi olunması, 3G uyumlu bir cihaz kullanılması ve 3G kapsama alanı içerisinde bulunulması gerekiyor. Unutulmaması gereken birşey var. Halen cep telefonlarından GSM şebekesi kapsama alanıyla konuşuyoruz. 3G kapsama alanları farklı olacak.
3G nasıl ücretlendirilecek?
3G abonesi olunması için ek bir ücret talep edilmeyecek. Ancak 3G ile sunulacak servisler mobil TV ve görüntülü konuşma gibi ekstra ücretlendirmeye tabi tutulabilecek. Veri tranferlerinin ise oldukça makul seviyelerde hatta sabit hatlardaki ADSL fiyatlarıyla rekabet edebilecek seviyede olması bekleniyor.
Kaynak: Taraf
|
|
|
3G ile herkesin cebinde mobil bilgisayar olacak
|
Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından Antalya'da düzenlenen Kamu Bilişim Platformu'nda konuşan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer kısa süre içinde kayıtlı e-posta uygulamasını başlatacaklarını belirterek, böylece internette dolaşan e-postalara hukuki geçerlilik kazandıracaklarını söyledi.
Haberin devamı için tıklayın
Acarer, çok yakında 3G hizmetinin verilmeye başlanacağını hatırlatarak, 3G, bilgisayarın mobil hale gelmesidir, cep telefonunun mobil bilgisayar olmasıdır" diye konuştu.
Toplantıya katılamayan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise, Ankara'daki makamından, etkinliğin yapıldığı Rixos Otel'in konferans salonuna video konferans yöntemi ile bağlanarak, konuşmasını bu şekilde yaptı. Konuşmasında, artık teknolojide gidişatın mobile doğru kaydığını belirten Yıldırım, "GSM abonesi 67 milyonu aştı. Cep telefonu sayısı 110 milyon, baz istasyonu sayısı da 36 bin oldu. Pazar büyüklüğü 31 milyar olarak ulaştı. Yazılım kısmı 8 milyar dolara erişti. Katma değerli hizmet ve yatırım, giderek büyüyen bir pazar oldu" dedi.
Mobil ve elektronik imza sayısının 100 bin olduğunu belirterek, bu imzaları yaygınlaştırmak istediklerini söyleyen Yıldırım şöyle devam etti: "Bu amaçla, kısa sürede uygulamaya girecek çipli TC kimlik kartlarının her birine e-imza modülü işleyeceğiz. Böylece 70 milyonun e-imzası olacak. 3G lisanslarıyla da Türkiye'nin bilgi toplumuna geçişi hızlanacak. Internete erişim altyapısı yüzde 30 oranında artacak."
Kaynak: Akşam
|
|
|
3G ve ötesi mi yoksa WiMax mi?
|
Bugün genişbant internet erişimi denince akla ilk olarak karasal kablo ağı üzerinden hizmet sunan ADSL geliyor. Ancak 3G lisansını alan GSM operatörleri de ADSL'in karşısında ciddi bir rakip olmaya hazırlanıyor. İntemet erişimi sağlama yarışında gelişmeler bununla sınırlı değil. Kablo altyapısında faaliyet gösteren TTNet gibi özel internet servis sağlayıcıları da yeni genişbant teknolojisi WiMax ile ortaya çıktılar. Düzenledikleri "Birinci WiMax Türkiye Konferansı" ile havadaki genişbant internet rekabetinde "Biz de varız" dediler. Ancak bunu demek yetmiyor. Devletten, yani Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan (BTK) izin çıkması ve gerekli lisansların verilmesi gerekiyor. Bu da öyle kolay olacak gibi değil.
Haberin devamı için tıklayın
Ama biz yasal altyapının hazırlık sürecini bir yana bırakıp, WiMax'in hayata geçirilmesi durumunda iletişim dünyasında nelere yol açacağına göz atalım. Önce bu iki teknolojiyi karşılaştıralım. 3G kısaca cep telefonu ya da mobil cihazlarda bağlantı hızını ve veri paylaşımını, saniyede 3,6 megabit'e, LTE adı verilen bir sistem ile de 100 megabit'lere çıkarabilecek bir iletişim altyapısı teknolojisi.
WiMax'e gelince. . . Bu teknoloji, 3G'den farklı bir bağlantı ve veri paylaşımı altyapısı sunuyor. Kurulacak her bir anten ile yaklaşık 50 kilometre mesafeye kadar bir etki alanı içinde saniyede 75 megabit'lik veri aktarımına ulaşılabilecek WiMax'le.
İşte havadaki rekabet de tam burada ortaya çıkıyor. Motorola Avrupa Hizmetler Satış Direktörü Alper Türken, tüm dünyanın mobil-kablosuz internette çok önemli bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekiyor. Bunu tetikleyen faktörlere de değinen Türken, bunlardan ilkinin video tüketimindeki patlama olduğunu söylüyor. Araştırmalar gösteriyor ki elektronik veri tüketimi önümüzdeki yıllarda önemli oranda artacak. 2011 yılında gençler, profesyoneller ve ev kullanıcılarından oluşan tüketici tipinin ayda 11 gigabayt veri tüketeceği hesaplanıyor. Bunun yüzde 70'inin ise mobil olarak yapılacağı tahmin ediliyor.
İş dünyasında yer alan 30-56 yaş arasındaki ikinci tüketici grubunun ise ayda ortalama 6 gigabayt veri tüketimine ulaşması bekleniyor. Sürekli hareket halindeki yeni nesil profesyonellerin cep telefonsuz ya da e-postasız bir gün geçirmesi, artık neredeyse imkânsız. Üçüncü grupta ise ev ve eğlence için aylık 3 gigabaytlık kullanım öngörülüyor. İşte bu gelişmeler, internette bant genişliği ile hızın daha da yükseltilmesi ihtiyacını doğuracak. Peki Turkcell, Avea ve Vodafone, açıkladıkları gibi yaz aylarında 3G ile mobil alanda genişbant internet hizmetini vermeye başlarsa o zaman hâlâ WiMax'e ihtiyacımız olacak mı?
Motorola'dan Alper Türken'e tekrar kulak veriyoruz: "Eğer veri kullanımı aylık 0,5 gigabayt boyutlarında ise toplam sahip olma maliyeti açısından, 3G ile WiMax arasında çok büyük bir fark yok. Fakat abone başı tüketimde 3 gigabayt aşılmaya başlandığında büyük bir uçurum ortaya çıkıyor. Ve artık iş modelleri, WiMax ve 3G'nin devamı olan Long Term Evolution (LTE) teknolojileri kullanılmadan sürdürülemez hale geliyor."
Bir yandan mobil geniş bant kullanımı artarken, diğer yandan bu ihtiyacı daha ekonomik bir şekilde karşılamak için dördüncü nesil (4G) teknolojilere ihtiyaç duyulacağını söylüyor Türken. Bu çerçevede hem WiMax'in hem de LTE'nin önümüzdeki 10-15 yılı belirleyeceğini düşünüyor ve ekliyor: "LTE geliştirilmeye devam ediyor ve henüz çalışır bir uygulama yok. WiMax ise dünyada kullanılmaya başladı. BTK'nın açıklamalarına göre yılın ikinci yarısında verilmesi beklenen lisanslarla birlikte WiMax teknolojilerinden Türkiye'de de yararlanmaya başlayacağız. "
Türken bunları söylüyor ama BTK yetkilileri WiMax ihalesinde son kararın Ulaştırma Bakanlığı'na ait olduğunu belirterek bir anlamda topu taca atıyor.
"3G'Cİ WIMAX LİSANSI DA ALABİLİR Mİ?"
Peki GSM operatörleri ve onların tedarikçileri konumundaki dev şirketler, 3G ile başlayacak genişbant internet erişiminde, LTE teknolojileri ile mi devam edecekler, yoksa WiMax'i mi tercih edecekler? Bu soruya Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Genel Sekreteri Rıdvan Uğurlu'dan düşündürücü bir yanıt geliyor. Uğurlu, Türk Telekom pazarın yüzde 93,5'ine hakimken, bütün büyük şehirlerde alternatif altyapı olmasına rağmen Kablolu TV üzerinden verilen genişbant hizmetinin payının sadece yüzde 1 olduğuna, kalan yüzde 5,5'lik kısmın ise diğer firmalarca paylaşıldığına dikkat çekiyor.
Mevcut yapının Türkiye'de LTE veya WiMax gibi yeni teknolojilere talep yaratacak bir rekabet ortamı sunmadığını düşünen Uğurlu şunları söylüyor: "İlginç bir şey, Türkiye'de yatırım yapılmış ama ülke bunu kullanamıyor ya da kullanılması engelleniyor zaten. Ses iletişimine bakacak olursak bugün Türkiye'de üç tane cep telefonu operatörü ve Türk Telekom var. Ses veya internet servislerinin yüzde 97'si bu dört firmadan alınıyor. Alternatif 20-25 firma ise sadece kalan yüzde 3'ü paylaşıyor. Böyle bir manzarada WiMax için yeni lisansların verilmesi noktasına gelirsek, burada amacımız ne olmalı? Bu lisansların kaç yıllık olacağı, kaç tane olacağı gibi konulardaki temel karar siyasi otoritelere bağlı. O karar ne olacak? Türkiye'de alternatif bir iletişim altyapısının olup olmamasıyla ilgili bence. Mevcut dört operatör WiMax lisanlarını alabilir, bu lisanları aldıktan sonra -bir taraftan da zaten üç tanesi 3G lisansına sahip- bu operatörler teknoloji olarak kendi işine yarayacaksa WiMax'i kullanır. Kanımca bazı operatörler, WiMax ile kendisine rakip olunmasın diye de alabilir bu lisansları. Çünkü henüz 3G için yaptığı yatırımın geri dönüşünü bile almamış olacaklar. Demek ki başka birisi bu işi kurmalı ki, WiMax lisanslarının sektöre bir katkısı olsun. WiMax'in de Kablolu TV gibi ölü doğmaması için, bunun gibi noktalara dikkat edilmesi gerekir. Yoksa bu teknolojiden yararlanamayız."
Kaynak: CNBC-E Business
|
|
|
WiMax Türkiye'ye ne getirir?
|
TTNET'in televizyon reklamlarıyla "uçan internet" hizmetini satmaya çalıştığı günlerde Türkiye'de anlamlı bir konferans yapıldı: "WiMax Turkey" ismi verilen konferansta, Türkiye'de yıllar önce operatörlerin test çalışmalarına başladığı, CHIP'in de Superonline'ın merkez binasından yaptığı teste kilometrelerce öteden katılıp, çok yüksek hızlarla veri transfer hızına ulaştığı, çok ucuz ve çok hızlı kablosuz bir internet teknolojisi olan WiMax için yıllardır tek bir adım atmamış olan Türkiye'de, ciddi bir konferansın düzenlenmiş olması, umutlarımızı yeniden alevlendirdi.
Haberin devamı için tıklayın
WiMax'in ne olduğunu bilmeyenler için kısaca bir tanımlama yapalım. WiMax, cep telefonu şebekelerinin baz istasyonlarına benzeyen minik bir istasyon aracılığı ile onlarca kilometre çapında bir alanda çok yüksek hızlı kablosuz internet erişimi sağlayan bir teknoloji. WiMax yeni değil, hatta neredeyse eskimek üzere olan bir teknoloji ama şu haliyle bile Türkiye'deki yerleşik standartlardan çok daha hızlı ve ucuz bir teknoloji.
Amerika'da, California gibi yüzölçümü olarak Türkiye'den bile büyük eyaletlerin, bizler daha geniş bant interneti lüks olarak görürken, çok ucuz ve pratik WiMax istasyonları ile tamamen kablosuz internet bağlantıları ile donatıldığını söylersek, WiMax'in neden onca yıldır Türkiye'ye getirilmediğini siz de sorgulamaya başlayabilirsiniz.
İşte şimdi, rekabet koşullarının olgunlaştığı Türkiye'de, ucuz ve anlamlı bir teknoloji olan WiMax'in nasıl hizmete girebileceğini tartışmak üzere, sektörün önde gelenleri, 27 Şubat'ta İstanbul Çırağan Otel'de toplandılar. Konferansa iletişim dünyası yoğun ilgi gösterirken katılımcı sayısının beklenenin, hatta kapasitenin bile üzerinde olması, en azından umut vericiydi.
Açılış konuşması BTK İkinci Başkanı Galip Zerey tarafından yapılan WIMAX TURKEY Konferansı'nda; kablosuz iletişim teknolojileri konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden kabul edilen Atlanta GEORGIATECH Univ. Geniş Bant ve Kablosuz Bilgisayar Ağı Lab. Bşk. Prof. İlhan Fuat Akyıldız, WiMax teknolojisinin babası olarak tanınan Roger Marks, Intel'den Çiğdem Ertem, Sinerjitürk Yönetim Kurulu Bşk. Abdullah Raşit Gülhan, New Clearwire'dan Ali Tabassi, Motorola'dan Alper Türken ve BTK Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Hamdi Atalay gibi son derece önemli konuşmacıların yanı sıra, iletişim dünyasının dev markalarının yöneticileri, akademisyenler ve uzmanlar da hazır bulundu.
WiMax'in lisanslanması, kurulumu, gelişimi ve kullanımı konularının her yönüyle tartışıldığı, Intel, ZTE, Motorola, Aperto Networks, Net İletişim gibi dev isimlerin sponsorluğunda gerçekleşen sektörel bir toplantı olan WIMAX TURKEY sayesinde, telekomünikasyon ve bilişim sektörleri bir araya getirilerek bu teknolojinin Türkiye'de en kısa sürede, en hesaplı ve en sağlıklı biçimde uygulanır hale getirilmesini sağlayacak son derece önemli bir iletişim olanağı yaratılmış oldu. WIMAX TURKEY çatısı altında bir araya gelen kurum, kuruluş ve firmalar, pazarın beklentilerini, ihtiyaçlarını, BTK'nın konuyla ilgili bakış açısını, yol haritasını, bu yapı içerisindeki kendi beklentilerini ve pazar hedeflerini de ilk defa masaya yatırabilme şansına sahip oldular.
Bugün 120 ülkede 300'den fazla operatör tarafından hizmet sunan bu yüksek teknolojinin hız ve kolaylık konularındaki büyük avantajları nedeniyle, en fazla 2 yıl içerisinde WIMAX sinyalinin olmadığı hiçbir ülkenin kalmayacağı öngörülüyor. WIMAX, internete maksimum hızda erişim, çok yüksek hızda download olanağı, mobil erişimde veri kaybının önlenmesi, daha ucuz telefon ve video konferans gibi ayrıcalıklarıyla çok yakında tüm dünyanın kablosuz erişim tercihi olacak.
Kaynak: CHIP
|
|
|
WiMax'i destekleyen ilk cep telefonu çıktı
|
Teknoloji sektörünün önde gelen isimlerinden biri olan Samsung, geçtiğimiz günlerde kamuoyuna bir açıklama yaparak QWERTY klavyeli yeni SWD-M100 Mondi cep telefonunu kullanıcılarına duyurdu.
Haberin devamı için tıklayın
Samsung SWD-M100, WiMax bağlantı teknolojisini destekleyen ilk cep telefonu olacak. Kızaklı bir QWERTY klavyeye sahip olan ve D-pad'iyle öne çıkan yeni Samsung SWD-M100'ün Windows Mobile 6.5 işletim sistemi altında çalışacağı sanılıyor.
Samsung'dan yapılan açıklamaya göre, dokunmatik bir ekrana sahip olan SWD-M100, WiMax ağıyla da internete bağlanabilecek.
Kaynak: CHIP
|
|
|
GSMobile da hayata geçti
|
Galatasaray Spor Kulübü, 5 yıldır ana sponsoru olan Avea ile işbirliğinin sınırlarını genişleterek "Mobil Telekomünikasyon İşbirliği" çerçevesinde yeni bir projeyi hayata geçirdi.
Haberin devamı için tıklayın
Galatasaray Spor Kulübü, yapılan işbirliği kapsamında, "tek takım, tek yürek, tek hat" sloganıyla Avea'nın altyapısı üzerinden GSMobile markasıyla özel tarife ve servislerle taraftarlarıyla buluşacak.
GSMobile'ı tercih eden taraftarlar, kendilerine özel avantajlı tarifeler, ayrıcalıklı hizmetler ve yüksek hizmet kalitesiyle hem "aslanlar gibi konuşacak" hem de bağlı oldukları sarı-kırmızı renkler için kulüplerinin geleceğine katkıda bulunacak.
Kaynak: PCnet
|
|
|
Bilinmeyen numaralar tek bir numarada buluşuyor
|
Türk Telekomünikasyon Kurumu'ndan Rehberlik ve Çağrı Merkezi Hizmeti lisansı alan Infoline, 11824 numarası üzerinden bilinmeyen ve acil numaralar hizmeti sunmaya başladı.
Haberin devamı için tıklayın
Infoline'dan yapılan açıklamaya göre, 11824 numarasından bilinmeyen numaralar hizmeti vermeye başlayan şirket, aynı zamanda yaklaşık 250 bin firma rehberlik bilgisini de Turkcell kullanıcılarına sunuyor. Infoline, 7 gün 24 saat 11824'ü Turkcell hattından arayan kullanıcılara firmaların iletişim bilgisinin yanı sıra acil ihtiyaç numaralarının da bilgisini veriyor.
Özellikle nöbetçi eczanelere olan ihtiyaçtan yola çıkarak bu konuda özel bir çalışma yapan 11824, İstanbul'daki nöbetçi eczanelere bir telefonla ulaşmayı sağlıyor. 11824'ü arayan kullanıcılara içinde bulundukları bölgeye göre en yakın nöbetçi eczanelerin telefonları alternatifli olarak sunuluyor ve adresleri veriliyor. Şimdilik sadece Turkcell üzerinden aranabilen 11824, yakında diğer operatörler ve sabit numaralarda da aktif olacak.
Kaynak: Önce Vatan
|
|
|
Türkiye numara taşımada rekor kırdı
|
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, 5 ayda 2 milyon 711 bin cep telefonu kullanıcısının numaralarını farklı operatörlere taşıdığını belirterek, numara taşınabilirlikte dünya rekoru kırıldığını söyledi.
Haberin devamı için tıklayın
Acarer, Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nca (BTK) düzenlenen 3. Telekomünikasyon Zirvesi'ndeki konuşmasında şunları söyledi: "Numara taşınabilirliği konusunda bazı sıkıntılar var. Sıkıntılar yaşayarak görülüyor. Sorunları ortak akılla çözeceğiz. Numara taşınabilirliği dünyada benzeri olmayan bir hale geldi."
Telekomünikasyon sektörünün ciddi potansiyele sahip ve önemli ölçüde istihdam sağlayan bir sektör olduğunu kaydeden Acarer şunları söyledi: "Artık mobil ve sabit ayrımı ortadan kalkmaya ve her şey iç içe geçmeye başladı. Bu nedenle sorunlar daha da artacak. Sadece mobil ve sabit yakınsaması değil, içerik ve bilişim konusu da iç içe girecek. Teknolojik gelişmeler çok hızlı şekilde gelişiyor."
Kaynak: AA
|
|
|
Telekomünikasyon düzenlemelerine geçer not
|
Avrupa Rekabetçi Telekomünikasyon Kuruluşu'nun (ECTA-European Competitive Telecommumunications Association) yayımladığı 2008 Düzenleyici Kurum Karnesi'nde, Türkiye'de geçen yıl, telekomünikasyon sektörü düzenlemelerinde diğer yıllara göre olumlu gelişmeler yaşandığı ancak daha etkin olunması gerektiği belirtildi.
Haberin devamı için tıklayın
ECTA'nın, "Düzenleyici Kurum Karnesi - Regulatory Scorecard" raporunda İngiltere, Hollanda, Norveç, Danimarka ve Fransa'nın, kurumsal düzenlemeler, ulusal düzenleyici otoritelerin etkinliği, erişim, fiyat, rekabetçi pazar paylaşımı ve perakende ücretler konusunda "en iyi" performans gösteren ülkeler olduğu aktarılırken, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Türkiye ise aynı listenin son sıralarında yer aldı. Türkiye düzenleyici otoritelerin kurumsal yapısı ve etkinliği konusunda ise ortalarda yer aldı.
Raporda, düzenleyici kuruluşlara, mevcut altyapılardan yeni işletmecilerin yararlanmasını sağlayan 'Yerel Ağın Paylaşıma Açılması" konusunda gerekli düzenlemeleri yapmakta gecikmemesi konusunda önerilerde bulunuluyor. Raporda, 2008 yılında Türkiye'nin, telekomünikasyon sektörü düzenlemelerinde diğer yıllara göre olumlu gelişmeler yaşamasına rağmen, daha etkin olması gerektiğine dikkat çekildi.
Kaynak: Dünya
|
|
|
Krize rağmen telekom sektöründe işe alımlar sürüyor
|
Kariyer.net'in nisan ayı sonu istatistikleri, krize rağmen yatırımlarına devam eden telekomünikasyon sektörünün mart ayı itibarıyla eleman arayışını artırdığını ortaya koydu.
Haberin devamı için tıklayın
Telekomünikasyon ana sektöründe yer alan tüm alt sektörlerde çıkılan ilan sayıları, kriz nedeniyle sayısı düşen ilanların sektörde durmayan yatırımlar nedeniyle mart ayı itibarıyla tekrar arttığını gösteriyor. Kariyer.net'in nisan sonu grafiklerine göre, telekomünikasyon sektöründe yıl içerisinde ortalama 192 ilan seviyesi korundu, yaz aylarında ise mevsimsel düşüşler yaşandı.
Ekonomik krizin etkisi de aralık ve şubat aylarındaki ilan sayılarında fark edilebiliyor. Telekom şirketlerinin Anadolu'daki yatırımları için açılan personel alım ilanları, özellikle ocak ayında sektör ilan payını canlandırdı. "Telekom Sektörü Başvuru Sayıları" grafiğine göre, ocak ayında çıkılan bu ilanların başvuru sayısında yüzde 61'lik bir artış yaşandı.
Kaynak: Günboyu
|
|
|
Cep'te vergi indirimi talebi
|
Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği (MOBİSAD) Genel Başkanı Murat Dursun, yüzde 41,6 vergisi olan cep telefonlarında KDV indirimi yapılmadığını belirterek, "Telekomünikasyon sektörü vergi baskısı altında ayakta kalmaya çalışıyor" dedi.
Haberin devamı için tıklayın
Murat Dursun, Bakanlar Kurulu'nun Resmi Gazete'de geçtiğimiz günlerde yayımlanan kararname ekiyle, 3 ay süre ile KDV oranının yüzde 18'den yüzde 8'e düşürülen mal ve hizmetlerin kapsamını genişlettiğini anımsattı.
Düzenlemenin, mobil iletişim alanındaki cep telefonu, telsiz telefonları, kablolu kulaklık, şarj cihazı, adaptör ve batarya gibi aksesuvarları kapsamadığını kaydeden Dursun, mobil iletişim sektöründe sadece bluetooth kulaklıklarda KDV indirimi bulunduğunu bildirdi. Murat Dursun, internet sektöründe kullanılan cihazların düzenleme kapsamına girdiğini belirtti.
Dursun şöyle konuştu: "Mobil iletişim sektöründe, yüzde 41,6 vergisi bulunan cep telefonlarında KDV indirimi yapılmadı. Rekabetçi olmanın önemli bir aracı olan telekomünikasyon sektörü, 3G'nin devreye gireceği bu dönemde vergi baskısı altında ayakta kalmaya çalışıyor. İnternet üzerindeki özel iletişim vergisi yüzde 5'e indi, bu umut verici. Bu indirim, tüm telekomünikasyon hizmetlerine yayılmalı. Daha sonra da donanıma da yansımalı, cep telefonlarındaki yüzde 41,6 vergi oranı var, bunun yüzde 20'si ÖTV. Öncelikle hizmette indirim yapılması gerek. Özel İletişim Vergisi 1999'da geldi, geldiğiyle de kaldı. Şu anda Türkiye'nin her köşesi cep telefonlarından yararlanıyor. Bunun Özel İletişim Vergisi tamamıyla kaldırılmalı, çünkü cep telefonu kullanmak artık bir ayrıcalık değil."
Kaynak: Bursa Olay
|
|
|
|
En Başarılı Çağrı Merkezini Borusan Telekom ile Yarattılar
Müşteri memnuniyeti, bankacılıktan turizme, gıdadan bilişime müşteriyle sıcak temas halindeki tüm sektörlerin kaçınılmaz odaklanma konularının başında geliyor. Büyük müşteri kitleleriyle her gün iletişim halinde olan kurumlar için, çağrı merkezi (call center) bu alanda verilen en önemli hizmetlerden biri olarak öne çıkıyor. Kuveyt Türk Bankacılık Servis Grubu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet AIbayrak, bankalarının bu konudaki yapılanması hakkında iddialı konuşuyor.
Haberin devamı için tıklayın
Borusan Telekom ile birlikte oluşturdukları çağrı merkezinin, bağımsız bir araştırma kurumuna yaptırdıkları araştırma sonucu, tüketiciden oldukça yüksek bir not aldığını söyleyen Albayrak şöyle diyor: "Son olarak bağımsız bir araştırma kuruluşuna, Türkiye'nin en büyük bankalarının da aralarında bulunduğu kurumların çağrı merkezlerini kapsayan bir hizmet kalitesi araştırması yaptırdık. Bu bağımsız araştırma, Kuveyt Türk çağrı merkezinin en başarılı çağrı merkezi olduğunu ortaya koydu. Yapılan bunca çalışmanın sonucunda, bizim çağrı merkezimiz de Türkiye'nin önemli büyük bankaları arasında sağlam bir yere gelmiş oldu.
"İŞBİRLİĞİ NASIL BAŞLADI?
Albayrak, Borusan Telekom ile bir işbirliğinin nasıl başladığına dair şu bilgileri veriyor: "Borusan ile çalışmaya 2006'da başladık. Önce uzun süren testler yaptık. Bu testlerle, öncelikle sistemin ne kadar güvenilir olduğuna baktık. Bankacılıkta en önemli konu güvenlik. Çözüm ortağınızın sizinle birlikte yürüyebilmesi ve sonuçta kurulan sistemlerin güvenilirliği çok önemlidir. Bizim temkinli davranmamızın bir nedeni de, o dönemlerde bu teknolojik yaklaşımların yeni olmasıydı. Kurumlar henüz yeni yeni geçiyordu VoIP'ye.
Testlerden sonra, VoIP'yi öncelikle 11 şubemizin ve operasyon merkezimizin dahil olduğu bir ağ üzerinde kullanmaya başladık. Daha sonra 45 şubeye yükselttik ve şu anda da 69'a yükseltiyoruz. 113 şubemiz var ve 2009'da bu sayı daha da artacak. VoIP'yi kullanırken, Borusan Telekom'a bir çağrı merkezi projemiz olduğunu ve bunu da yaptıkları takdirde uzun vadeli bir birlikteliğimiz olabileceğini söyledik. Aslında bizim açımızdan VoIP'ten daha önemli ve daha zor bir proje koyduk önlerine. Esas bu projeyle VoIP'yi ve şirketi test etme imkanı bulacaktık. Çağrı merkezi projesi, şubelerimizi arayan müşterilerimizin sesli yanıt sistemi üzerinden çağrı merkezine taşınması ve eğer operatörler tarafından hizmet verilebiliyorsa hizmetin orada sonlanması esasına dayanıyordu. Eğer soruna çözüm bulunamıyorsa müşterinin şubeye bağlanması mümkün olabilecekti. Özetle proje, şubelere gelen müşteri çağrılarının çağrı merkezinde sonuçlandırılması ve müşteri şubeyle görüşmek istediği takdirde şubeye bağlanması ve şubelere de sekreterya sağlanması hizmetlerini kapsıyordu. Bugün herhangi bir teknik problem ya da ses kaybı olmaksızın 113 şubemize bu hizmeti verebilecek konumdayız. Fakat son açtığımız 40 şubede fazla yoğunluk yok ve şimdilik bu şubelerde ilişkileri bire bir yürütmekten yanayız. Ancak yoğunluğun çok daha fazla olduğu, işlerin rutine girdiği ve standardaştığı eski şubelerde bu sistem çok yoğun kullanılıyor. Örneğin, müşterilerimiz şubeleri sadece bakiye sormak ya da çok basit bir konuyu danışmak için arayabiliyor; dolayısıyla şubelerdeki belli sayıdaki personele çok yoğun bir iş yükü çıkıyor. Bugün aradığınızda, herhangi bir banka şubesindeki satış temsilcisine ulaşmanıza imkân yoktur. Biz bu işi yüzde 50 oranında çözmüş durumdayız. "
SİSTEM NASIL ÇALIŞIYOR?
Kuveyt Türk Haberleşme Yönetmeni Cevdet Kaya da bu konuda şu bilgileri veriyor:
"Müşteri 444'lü çağrı merkezi numarasını aradığında zaten doğrudan çağrı merkezine bağlanıyor. Bu sistemde, müşteri bulunduğu ildeki şube numarasını aradığında da karşısına sesli yanıt sistemi çıkıyor ve müşteri bankacılık işlemlerini seçmek için 4'e bastığında İstanbul genel merkezdeki çağrı merkezine yönlendiriliyor. Eğer müşteri şubeyle görüşmek istiyorsa, operatör şubedeki ilgili kişiye bu çağrıyı aktarabiliyor. Bu aktarım, Borusan Telekom omurgası üzerinden gerçekleşiyor. Örneğin, Adana'daki bir çağrı, Borusan Telekom omurgası üzerinden VoIP yöntemiyle İstanbul'daki çağrı merkezine taşınıyor, ardından aynı şekilde geriye de yönlendirilebiliyor. Şubeyi arayan müşteri ise ekstra bir bedel ödemiyor ve bu aktarmaları sezmiyor."
SONUÇLAR TATMİN EDİCİ
Borusan Telekom Stratejik Müşteriler Satış Müdürü Kemal Karabayır, bu işbirliği ve aldıkları sonuç hakkında şunları söylüyor: "2006 yılında çalışmalara 10 şube ile başladık; şu anda yaklaşık 70 şube bu sisteme bağlı. Kalan şubeler ise bizim B tipi lisanslarımız ile yine uzak mesafe telefon hizmetlerini alıyor durumdalar. Burada Kuveyt Türk'e teşekkür ediyoruz çünkü bugüne kadar yapmadığımız bir çalışmayı yapmış olduk. Borusan Telekom'un burada kurmuş olduğu altyapı güçlüydü ve ses servislerini sağlayabilecek kapasitedeydi. Bu nedenle mevcut omurga üzerinden bu servisleri geliştirdik. Uçlarda kullandığımız ekipmanlar bu iş için standartlara uygundu. Fakat asıl önemli olan, birden fazla ekipmanın doğru bir şekilde bir araya getirilerek projenin başarıyla sonlandırılmasıydı."
Borusan Telekom Stratejik Müşteriler Genel Müdür Yardımcısı Suavi Akar'ın süreçle ilgili anlattıkları da şöyle: "Sadece bu konudaki Ar-Ge çalışmaları 4 ay kadar sürdü. Bu çalışmaları da Kuveyt Türk ve Borusan Telekom ekibi birlikte gerçekleştirdi. Borusan Telekom altyapısı sayesinde müşteriye herhangi bir maliyet çıkmaması da projenin önemli özelliklerinden biriydi. "
Dr. Ahmet Albayrak işin daha bitmediğini, projenin sürdüğünü vurgulayarak şöyle devam ediyor: "Çağrı merkezimiz şubelerden gelen çağrıların yüzde 50'sini alabiliyor. Ayrıca şubelerdeki yoğunluğu azaltmamıza rağmen, müşterilerimiz müşteri temsilcisini şubede bulamayabiliyor. Çağrı merkezindeki operatör çağrıyı şubeye yönlendirdiğinde müşteri temsilcisine ulaşamazsa, şubedeki müşteri temsilcisine mesaj gönderebiliyor. Bu hizmetimizi de devreye soktuk. Bir sonraki aşama ise, müşteri temsilcisinin kendisine merkezden gelen mesaj sonrasında müşterisini arayıp aramadığını kontrol edebilmek. Bunu da yakında yapabileceğiz. Bu konuda hem Borusan Telekom ekibine hem de bu projede çalışan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. "
(Ekonomist)
|
RÖPORTAJ
ERDEM ÖZSARUHAN
BORUSAN TELEKOM TOPTAN SATIŞ, FİBER VE OPERATÖR İLİŞKİLERİ
GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
Borusan Telekom'un fiber altyapı yatırımları hakkında bilgi verir misiniz? Fiber optik iletişimin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Fiber optik altyapımızı güçlendirmek için geçen yıl çok büyük yatırımlar yaptık. Yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz, sunduğumuz yüksek kapasiteli erişim çözümleri ve yenilikçi ürünlerle Türkiye'nin en önde gelen kurumlarının iş yapış şekillerine katkıda bulunmak. 2008 yılından bu yana oluşturduğumuz fiber altyapımız üzerinden büyük ölçekli kurumsal müşterilerimize hizmet vermeye devam ediyoruz.
Fiber optik teknolojisi, uzun vadede güçlü iletişim altyapıları oluşturmanın en önemli araçlarından biri olacaktır. Cam ve ışığın yüksek teknoloji ile buluşması ile ortaya çıkan fiber optik iletişim, çok yoğun veri hacmini uzak mesafelere ve yüksek hızlarda taşımayı mümkün kılıyor. Fiber optik kabloların uçlarındaki sonlandırıcı aktif cihazların teknolojisi geliştikçe fiber iletişimin hızı da artıyor. Bugün Batı'da İnternet ortamında gerçekleşen 2.48 Gbps düzeyindeki hızlar ancak fiber optik altyapı sayesinde mümkün olabiliyor.
Röportajın devamı için tıklayın
Borusan Telekom olarak nasıl bir altyapı ile hizmet veriyorsunuz? İş hedefleriniz nedir?
2004 yılında Türk Telekom ile ara bağlantı anlaşması imzalayarak, A tipi lisansa sahip ilk operatör olduk. Bugün Türkiye genelindeki 50'nin üzerinde POP noktasının yanı sıra Viyana ve Frankfurt'ta uluslararası 3 POP noktasına sahibiz. Sahip olduğumuz altyapı işletmeciliği lisansı ile 2008 yılından itibaren fiber optik altyapımız üzerinden telekom hizmetleri sunmaya başladık.
Borusan Telekom olarak 2009'da da altyapı yatırımlarımız için büyük bir kaynak ayırdık ve bu yatırımları aralıksız olarak sürdürüyoruz. Fiber altyapımız üzerinden geliştirdiğimiz çözümler, yenilikçi ürün ve hizmetlerle Türkiye'nin önde gelen kurumlarına katkıda bulunmayı, ülkemiz için değer yaratmayı hedefliyoruz. Fiber altyapımız geliştikçe yeni hizmetlerimizi bu altyapı üzerinden sunmaya başlayacağız. Örneğin son günlerde başlattığımız yeni hizmetimiz Turbo Internet tamamen fiber optik altyapının avantajlarını kullanmaktadır.
Fiberin yanı sıra, altyapımızın çeşitliliğinin arttırılmasına yönelik Yerel Ağın Paylaşıma Açılması (YAPA) ve Veri Akış Erişimi (VAE) yatırımlarımıza da ağırlık verdik. Bu sayede gerek fiber, gerekse de bu alternatif yöntemlerle tüm müşterilerimize kaliteli ve uygun telekom çözümlerini rekabetçi fiyatlarla sunmaya devam edeceğiz. Bu yöndeki açılımlarımız ve yenilikçi ürün geliştirme çalışmalarımız devam edecek.
2008'de teknoloji alanında oluşturduğumuz iş ortaklıkları sayesinde yenilikçi ürünlerimizi de pazara sunmaya devam ettik. Özellikle katma değerli hizmetler alanında yenilikçi bir anlayışla işbirlikleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz. SesMS portalımız, telekonferans hizmetimiz ve benzer birçok katma değerli ürünümüzü bu şekilde geliştirdik.
Turbo Internet'ten bahsettiniz, bu hizmetiniz kurumlara ne gibi avantajlar sunmaktadır?
Borusan Telekom'un kendi fiber optik altyapısı üzerinden sunduğu "Turbo İnternet" hizmetiyle Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdik. Turbo İnternet ile şirketler sadece ihtiyaç duydukları süre içinde İnternet erişim hızlarını anında 5 katına kadar çıkarıp, istedikleri zaman bu hızı düşürebilecekler.
"Turbo İnternet" özellikle İnternet erişim hızı ihtiyacı dönemsel olarak değişiklik gösteren firmalar için büyük bir katma değer yaratıyor. Gerçek zamanlı olarak artan erişim hızı, belirlenen süre sonunda eski durumuna dönerek müşteriye sadece artırım yaptığı süre ve hız kadar ödemesine ve tasarruf sağlamasına olanak tanıyor.
İnternet erişim hızını artırmak isteyen şirketler kendilerine verilen özel kullanıcı adı ve şifre ile www.borusantelekom.com adresinden istedikleri hızı ve süreyi seçtikten sonra "Turbo" tuşuna tıklayarak kendi İnternet bağlantı hızlarını anında otomatik olarak artırabiliyorlar ya da ileriye dönük olarak çeşitli hız artırma seçeneklerini kullanarak planlama yapabiliyorlar. Hız artırım süresi ihtiyaca göre günlük veya haftalık olarak belirlenebiliyor.
"Turbo İnternet" müşterileri, hız artırım ücretini satın almadan önce görebiliyor ve faturalandırma, hız artırımıyla birlikte otomatik olarak başlıyor.
Borusan Telekom olarak, müşterilerimize "Turbo İnternet" hizmetini 3 ay ücretsiz deneme imkanı da sunuyoruz.
Önümüzdeki aylar için tablo sizin açınızdan nasıl görünüyor? Ekonomideki dalgalanma sizleri nasıl etkiliyor?
Ekonominin belirsizlik ortamına rağmen iletişim kurumlar ve bireyler için öncelikli bir ihtiyaç olma konumunu koruyor. Bir başka açıdan bakarsak kurumlara alternatif iletişim teknolojileri sunabilmek, yenilikçi iletişim çözümleri ile küresel rekabette onların işlerini kolaylaştırmak, içinde bulunduğumuz zorlu ekonomik şartları hep birlikte aşmamızı kolaylaştırıyor.
Biz de bu nedenle dünyadaki teknolojik ve sektörel gelişmeleri takip ediyor, müşterilerimize yenilikçi hizmetler sunabilmek amacıyla çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalar kapsamında FTTB (İş yerlerine fiber erişim), triple play (üçlü oyun – tek bağlantı üzerinden veri, video ve ses iletişimi) çözümleri, Fixed to Mobile Convergence (FMC - sabit ve mobil arasında yakınsama) gibi en son teknik gelişmeleri takip ediyor ve bunlardan katma değerli ürün ve hizmet oluşturmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.
Borusan Telekom olarak müşterilerimize kriz döneminde ek avantajlar sağlayabilmek için özel tasarruf paketleri oluşturduk. Bu paketler sayesinde müşterilerimiz, iletişim giderlerinde daha da yüksek oranlarda indirimlerden faydalanabilecekler.
Yatırımlarımızı yoğunlaştırdığımız alternatif fiber altyapı işletmeciliği 2009'un telekom dünyasında önemli yer teşkil edecek. Kendimize ait fiber altyapımızla daha hızlı, daha güvenilir ve müşterilerimize özelleştirilmiş kurumsal hizmetler sunacağız.
Halen İstanbul'un belli başlı bölgelerini kapsayan bir fiber ağına sahibiz. Ayrıca Türkiye'nin önde gelen sanayi ve ticaret kentlerini (Ankara, İzmir, Bursa gibi) kapsayan fiber optik projelerinde de müşterilerimize avantaj ve kaliteyi aynı anda sağlayan çözümler sunmak için çalışıyoruz.
|
İletişimin Ekonomik Alternatifi Borusan Telekom
1996 yılında Bnet adıyla kurumlara yönelik ilk internet sağlayıcılarından biri olarak kurulan Borusan Telekom, 2004 yılında Türk Telekom ile ara bağlantı anlaşması imzalayarak, A tipi lisansa sahip ilk operatör oldu. Bugün Türkiye genelindeki 50 POP noktasının yanı sıra uluslararası 3 POP noktası daha bulunan şirket, 2008 yılından itibaren de fiber optik altyapısı üzerinden telekom hizmetleri vermeye başladı. Ağırlıklı olarak kurum ve operatörlerle çalışan Borusan Telekom, bir yandan da bireylere yönelik faaliyetlerini devam ettiriyor.
Haberin devamı için tıklayın
Geçtiğimiz yılı bir önceki yıla oranla yüzde 30 büyüyerek kapatan Borusan Telekom, bu yıl da büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Türkiye'nin en büyük 500 kuruluşundan 170'inin Borusan Telekom ile çalışmayı tercih ettiğini belirten Borusan Telekom Genel Müdürü Mehmet Başer, şirketin hem altyapı hem de pazarlama alanlarına odaklandığını ifade ederek, "Özellikle altyapımızın çeşitliliğinin arttırılmasına yönelik fiber, Yerel Ağın Paylaşıma Açılması (YAPA) ve Veri Akış Erişimi (VAE) yatırımlarımıza ağırlık verdik. Yeni oluşturduğumuz fiber altyapımız üzerinden büyük ölçekli kurumsal müşterilerimize hizmet vermeye başladık. VAE yöntemi ile de kurumsal müşterilerimize DSL tabanlı erişim hizmetleri sunuyoruz. Yine 2008 içerisinde gerçekleştirdiğimiz teknoloji iş ortaklıkları sayesinde yenilikçi ürünlerimizi de pazara sunmaya devam ettik. SesMS portalımız, telekonferans hizmetimiz ve benzer birçok katma değerli ürünümüzü geçen sene içerisinde bu yöntemle geliştirdik" diyerek, önümüzdeki yıl müşteri sayılarını artırmayı planladıklarını anlatıyor.
Borusan Telekom'un yıllar içindeki gelişimine bakıldığında şirketin büyük kurumlardan orta ölçekli kurumlara doğru bir yayılma stratejisi izlediği görülüyor. Bunu, "Telekom çözümlerimizi gerek büyük kurumlara, gerek KOBİ'lere ve gerekse de bireysel segmente sunmak gibi bir vizyonumuz var" diye tarif eden Başer, öncelikli amaçlarının kaliteli hizmetle farklılaşmak olduğuna dikkat çekiyor. "Kendi fiber altyapımıza sahip olma çalışmalarımız, tarife danışmanlığı rolümüz ile altyapımıza dair performans ölçümlerini web sitemiz üzerinden müşterilerimizin gözlemine açmamız da hep bu yönde attığımız adımlar."
"İNDİRİM VAR AMA KALİTEDEN ÖDÜN YOK"
Dünyanın içinde bulunduğu kriz dönemini de düşünerek müşterilerine yönelik maliyet avantajı sunan hizmetlere ağırlık verdiklerini dile getiren Başer, tasarruf paketlerinin çok talep gördüğü, bu paketten yararlananların iletişim giderlerinde daha da indirim elde edebileceği bilgisini veriyor. Son dönemde tasarrufa giden kurum sayısında artış olduğunu belirten Başer, müşterilerine hem bu konuda destek olacak, aynı zamanda kaliteden de ödün vermeyecek hizmetler sunmak gerekliliğinin farkında olduklarının altını çiziyor. "Konuyla ilgili örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin köklü meslek kuruluşlarından Uluslararası Nakliyeciler Derneği ile imzaladığımız protokol uyarınca, dernek üyelerine, yüzde 50'lere varan oranda indirimli ses hizmeti imkanı sunuyoruz. İndirimli fiyatlardan derneğe üye 1000 kadar firma da yararlanabilecek."
Müşterilere daha az maliyetli fakat aynı kalitede hizmet vermenin ön plana çıktığı bir dönemin yaşandığını ifade eden Başer, şehir içi ses hizmetleri de sunmaya başlamalarıyla müşterileri için yarattıkları tasarrufa yönelik katma değerin artacağını vurguluyor.
130 kişilik deneyimli bir kadroya sahip olan Borusan Telekom, büyüme hedeflerine ulaşmak için kadrosunu genişletme hazırlığında. Kaliteden ödün vermemek ve daha iyi hizmet sunabilmek için eğitim konusuna da gereken ilgiliyi gösteren şirket, teknik eğitimlerle çalışanlarının donanımlarını da en üst seviyeye yaklaştırmayı amaçlıyor.
TELEKOMÜNİKASYONDA REKABET KIZIŞACAK
2008 yılı telekomünikasyon sektörü açısından oldukça önemli gelişmelere sahne oldu. Şehir içi telefon hizmetlerinin rekabete açılmasına olanak verecek yönetmeliğin yayınlanmasına kilitlenen sektörün önümüzdeki dönemde hareketlenmesi bekleniyor.
"Alternatif operatörlerin de numara verip tüketicilere hizmet sunabilmesiyle, gerçek rekabet başlayacak. Böylece kullanıcıların önünde daha fazla seçenek olacak, hizmet kalitesi artarken, fiyatlar düşecek. Yaklaşık 4 milyar dolarlık bir pazarın rekabete açılması sektörümüze büyük bir dinamizm kazandıracak" diyen Başer, bunun sektörün odaklandığı konuların başında geldiğini söylüyor.
3G ihalesi ve yetkilendirilmesinin yapılmasını da olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Başer, rekabetin hem mobil hem de sabit telefon hattında yaşanacağını aktarıyor. Sektördeki tabloyu değiştirmeye aday diğer önemli gelişmeler arasında MVNO (Sanal Mobil Operatörlük) yetkilendirmesi, MVNE (mobile virtual network enabler), VolP (IP tabanlı ses), WiMAX teknolojilerinin yaygınlaşması, alternatif fiber altyapı işletmeciliği sayan Başer, bunların 2009 yılında Türkiye telekomünikasyon sektörüne ciddi bir ivme ve dinamizm kazandıracağını belirtiyor.
MVNO konusundaki açılımların pazar dinamiklerinin değişmesi açısından önem taşıdığını dile getiren Başer, konuya dair şunları söylüyor: "Mobil operatörler çalışma koşulları hakkında net açıklamalar yaptıktan sonra operatör seçimi konusu gündeme gelecek. Dünyaya baktığımızda uç örnekler dışında mobil pazarın yüzde 2-4'ünün MVNO'lara kaydığını görüyoruz. Türkiye pazarı için de benzer bir trend beklenebilir. Bunlara ek olarak, Yerel Ağın Paylaşıma Açılması (YAPA) ve Veri Akış Erişimi (VAE) üzerinden sunulan geniş bant internet servisleri ile yeni iş modelleri gelişecek ve rekabet artacak."
TÜRKİYE TEKNOLOJİYLE GECİKMELİ TANIŞIYOR
Telekomünikasyon sektörünün rekabet koşullarının giderek arttığı günümüzde firmalar Ar-Ge çalışmalarına yaptıkları yatırımlar ile rakiplerine fark atmanın yollarını araştırıyor. Türkiye'nin önde gelen kurumlarına hizmet veren Borusan Telekom da Ar-Ge'ye yatırım yapmaktan çekinmeyen firmalardan biri.
2008'de altyapı ve pazarlama alanlarında yatırımlara odaklandıklarını vurgulayan Başer, "Katma değerli hizmetler alanında müşterilerimize hedef kitlelerine ulaşabilmeleri için sesli kısa mesaj (SeSMS), firmaların yaşadıkları ve datalarını kurtarmaları gereken acil durumlar için iş sürekliliği ve felaket kurtarımı servisleri (Disaster Recovery Service), uzak mesafedeki lokasyon veya şubeleri ile toplantı yapabilmeleri için Telekonferans Hizmeti gibi pek çok seçenek sunuyoruz" diyor.
Yakınsama teknolojilerini yakından takip ettiklerini aktaran Başer, fiber, Yerel Ağın Paylaşıma Açılması ve Veri Akış Erişimi yatırımlarına ağırlık verdiklerini anlatıyor. Başer, müşterilerine Turbo (Burstable) İnternet Hizmeti sunduklarını ve Türkiye'de ilk defa hem yüksek hız ve kaliteli hem de esnek bir internet erişim seçeneği yarattıklarının altını çiziyor.
Dünyada telekomünikasyon alanında çok hızlı gelişmelerin yaşandığı böylesine bir ortamda Türkiye'de halen lisans tartışmaları sürüyor. Türkiye'nin sektördeki teknolojik gelişmeleri dünya ile aynı anda yaşayamadığına dikkat çeken Başer, "4G'nin tartışıldığı bir ortamda, 3G lisanslarının dağıtılması aslında telekom teknolojilerini ülke olarak ne kadar gecikme ile izlediğimiz konusunda bize fikir veriyor. Şu anda sabit-mobil arasında yakınsama ve bant genişliği kısıtının daha az olduğu ülkelerde içerik servisleri ve IPTV gibi konularda önemli gelişmeler yaşanıyor. Dünyada birçok ülkede şehir içi ses hizmetleri rekabete açılmış durumda. Türkiye ise rekabete açılmasını bekliyor" diyor. Mehmet Başer, bu sistemlerin ülkemizde uygulanmaya başlamasıyla tüketiciye rekabet yoluyla daha fazla seçeneğin sunulmasının mümkün olacağını söylüyor.
Kaynak: TİMREPORT
|
Alternatif İşletmeci 'Şehir İçi'nde %10'a Ulaşacak
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, 10 Mayıs 2009 tarihinde şehir içi görüşmelerin rekabete açılmasıyla birlikte, alternatif işletmecilerin halihazırda yüzde 4 olan payının, 2009 sonunda en az yüzde 10'a ulaşmasının beklendiğini bildirdi.
Haberin devamı için tıklayın
Yeni Elektronik Haberleşme Kanunu'nun yetkilendirme ile ilgili bölümünün yürürlüğe girmesiyle birlikte, alternatif telekom operatörlerinin de şehir içi görüşme hizmeti verebilmesine ilişkin konuşan Arıak, Türkiye'de sabit telefon pazarının toplam büyüklüğünün yıllık yaklaşık 5,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu ve 10 Mayıs'taki uygulamayla birlikte bunun yüzde 73'ünün rekabete açılacağını kaydetti.
Pazarın yüzde 96'sının Türk Telekom'un hakimiyetinde olduğunu hatırlatan Arıak, sektördeki diğer 19 işletmecinin toplam ciro büyüklüklügünün 400 milyon dolar seviyesinde olduğunu söyledi. İlk aşamada 19 firmadan en az 5-6 tanesinin şehir içi görüşmelerde aktif olmasının beklendiğini dile getiren Anak, "Son dönemde atılan adımlar ve Elektronik Haberleşme Kanunu (EHK) kapsamında yapılacak düzenlemelerle birlikte, alternatif işletmecilerin payının 2009 yılının sonunda sabit telefon alanında en az yüzde 10'a ulaşması beklenmektedir" şeklinde konuştu.
Borusan Telekom Genel Müdürü Mehmet Başer de henüz sabit hatlarda numara taşınabilirliğine ve alternatif operatörlerin numara verebilmesine dair kesinleşmiş bir işleyiş modeli oluşturulmadığına işaret etti. Borusan Telekom'un, Türkiye'nin en büyük 500 şirketinden 167'sine hizmet sağladığını dile getiren Başer, bu güçlerini, şehir içi açılımı ile birlikte KOBİ pazarına ve bireysel kullanıcılara taşımayı planladıklarını kaydetti.
Başer, "2009 yılı içerisinde mevcut ve yeni hizmet almaya başlayacak müşterilerimizin bizim üzerimizden yaptıkları görüşmelerin hacmini yüzde 100'ün üzerinde artırmayı hedefliyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmemizde de hem kurumsal segmente odaklı yapımızın, hem de şehir içi ve numara verme gibi yeni açılımların büyük bir rolü olacak" diye konuştu.
Kaynak: Dünya
|
|
| |
|
| |
| |
|
| |
 |
İstanbul Müzik Festivali başlıyor
İstanbul Festivalleri'nin başlangıç noktası olarak kabul edilen ve bu yıl İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 37'nci kez gerçekleştirilecek olan Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, Borusan Holding ana sponsorluğunda 5 Haziran'da başlıyor.
Haberin devamı için tıklayın
Dünyaca ünlü yerli ve yabancı 500 sanatçıyı 30 Haziran'a kadar İstanbul'da buluşturacak festival boyunca toplam 18 etkinlik düzenlenecek. Etkinlikler bu yıl, Aya İrini Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Süreyya Operası, Arkeoloji Müzesi ve Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilecek.
Uluslararası İstanbul Müzik Festivali'nin, 5 Haziran Cuma akşamı Aya İrini Müzesi'nde şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın konseriyle başlayacağını belirten İstanbul Kültür Sanat Vakfı Sponsorluk Programı Direktörü Mine Taş Eymür, programla ilgili şu bilgileri verdi:
"Festival programında klasik müzik dünyasının rüya üçlüsü Anne-Sophie Mutter, Sir Andre Previn ve Lynn Harrell'in konseriyle, ünlü soprano Anne Hallenberg ile birlikte Fransızların ünlü barok topluluğu Les Talens Lyriques'in sunacağı 'Kraliçeler' başlıklı konser öne çıkıyor. Festival Galası'nda çağımızın en ünlü tenorlarından Rolando Villazon'u da ilk kez İstanbul da ağırlayacağız. Rolando Villazon Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'yla bir konser verecek.
Dünya çapında tanınmış sanatçılarımız Suna Kan, Yelda Kodallı, klasik müziğin yükselen genç yıldızları Chloe Hanslip, Sol Gabetta, Han-Na Chang ve Elizabeth Watts, klasiği cazla buluşturan usta müzisyen Jacques Loussier Trio da bu yılın programında öne çıkan isimler arasında. Festival, dünyaca ünlü piyanist ve orkestra şefi Daniel Barenboim yönetiminde La Scala Filarmoni Orkestrası'nın konseriyle son bulacak."
|
|
|
Caz Festivali'ne doğru geri sayım
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nca (İKSV) 2-15 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 16. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nde dünyaca ünlü çok sayıda sanatçı ve grup konser verecek.
Haberin devamı için tıklayın
Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın da destek verdiği festival programının tanıtımı amacıyla Esma Sultan Yalısı'nda basın toplantısı düzenlendi.Toplantıda konuşan İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, bu yıl 16'ncısı düzenlenecek festivalin iyi bir şekilde geçmesi için bütün çalışmaları tamamladıklarını söyledi.
Festivalin yönetmeni Pelin Opcin de bu yıl festivalin çok sayıda dünyaca ünlü şarkıcı ve gruba ev sahipliği yapacağını ifade etti. Festivalde sanatçılar George Benson, Melody Gardot, Joe Jackson ve Peter Cincotti'nin yanı sıra Maracas Otra Vision, Europan Cazz Club gibi grupların konser vereceğini dile getiren Opcin, ayrıca 10 Temmuz'da festival kapsamında düzenlenecek ''Ustalarla Buluşma'' etkinliğinde Erkan Oğur, Alim Kasımov ve Derya Türkan'ın Aya İrini'de sahne alacağını söyledi.
Festival klasiği haline gelen ''Caz Vapuru''na bu yıl ''Balkan Vapuru''nun da eklendiğini dile getiren Opcin, ayrıca 2-7 Temmuz tarihlerinde İstanbul'un çeşitli sokaklarında caz performanslarının sergileneceğini bildirdi.Festivalin açılış töreni, 2 Temmuz Perşembe günü Esma Sultan Yalısı'nda gerçekleştirilecek.
|
|
|
İstanbul'un 'ruh ikizi' Lizbon bu sergide
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) , Portekiz'deki Calouste Gulbenkian Vakfı işbirliğiyle, 14 Mayıs - 14 Temmuz 2009 tarihleri arasında küratörlüğünü Helena De Freitas'ın gerçekleştirdiği, "LİZBON Bir Başka Şehirden Hatıralar" başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başını kapsayan zaman diliminde yaşamış önemli Portekizli sanatçıların eserleriyle, bizlere hem uzak hem de bir o kadar yakın olan Lizbon kentini tanıtıyor.
Haberin devamı için tıklayın
"LİZBON Bir Başka Şehirden Hatıralar" ilhamını; SSM ile Calouste Gulbenkian Vakfı'nın 2007 yılında Portekiz'de düzenlediği "Çağrışımları, Yolculukları ve Atmosferiyle İstanbul, Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu`ndan Tablolar" sergisinden aldı. Sergide yer alan eserlerdeki Boğaziçi ve deniz manzaraları, İstanbul'un gündelik hayatından sahneler, Avrupa kıtasının batı ve doğu uçlarında yer alan Lizbon ile İstanbul'un ortak özelliklere sahip olduğu gerçeğini ortaya koydu. Portekiz Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva'nın Türkiye ziyareti sebebiyle düzenlenen "LİZBON Bir Başka Şehirden Hatıralar" sergisi; kültürleri, dinleri, uygarlıkları ve kıtaları birleştiren Lizbon ile İstanbul'un benzerliklerini, ortak yanlarını gözler önüne seriyor.
SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer, "Eğer dünyada 'ruh ikizi' diye bir kavram varsa, bu en çok Lizbon ve İstanbul için söylenmiş olmalı. Yoksa her iki şehri sarıp sarmalayan deniz, yokuşlu sokaklar, geçmişteki büyük imparatorlukların armağanı görkemli yapılar, soylu bir çekingenlikle içtenliği içlerinde barındıran insanlar, hep hasretten ve kavuşulamayan aşklardan söz eden hüzünlü şarkılar bu kadar birbirine benzeyebilir mi? Bu kentlerin silinmez izlerini, dizelerinde hep Lizbon'u anlatmış Portekizli büyük şair Fernando Pessoa'da olduğu gibi, İstanbul'un her semtini şiirlerine taşımış Yahya Kemal'de de bulmamız bir rastlantı mı? Halen müzemizin farklı salonlarında devam eden 'BATI'YA YOLCULUK - Türk Resminin 70 Yıllık Serüveni (1860-1930) ' sergisinde, Portekizli konuk sanatçılarla aynı zaman diliminde yaşamış en önemli Türk ressamların eserlerinin sergilenmekte olmasını, mutlu bir rastlantı sayıyorum. Dönemin sanat merkezi Paris'ten doğan akımlardan haberdar olmakla birlikte, kendi şehirlerinin görüntülerini, insanlarını ve ruhunu resimlerine yansıtmaktan vazgeçmemiş iki ülkenin sanatçılarını müzemizde aynı çatı altında izlemenin, tüm sanatseverler için bulunmaz bir fırsat olduğuna inanıyorum. Sergiler, iki ülkenin benzer ruhunu anlamak için de şüphesiz en doğru yol olacak. Bu nedenle sergi süresince Portekiz kültürüne ışık tutacak şiir, müzik geceleri ve sürpriz başka etkinlikler düzenlenecek." dedi.
Calouste Gulbenkian Müzesi Müdürü João Castel-Branco Pereira, "Calouste Gülbenkian Vakfı olarak SSM ile birlikte hem Portekiz'de hem de Türkiye'de çok başarılı işlere imza attık. Lizbon tarihi bir kent, şairlerin esin perisi, fado şarkıcılarının konusu... Ama bugün, tıpkı İstanbul gibi, aynı zamanda geleceğin, gelişimin, teknolojinin, bilimin ve başarının da kenti. Sergi sayesinde ziyaretçilerde Lizbon'u tanıma arzusunun uyanmasını, Lizbon ile İstanbul'un, Portekizliler ile Türklerin ne kadar çok ortak noktası olduğunu keşfetmelerini candan diliyorum. Sergide aralarında 6 duvar halısının da bulunduğu 73 tablo ve 30 fotoğraf yer alıyor" dedi.
|
|
|
Leonard Cohen biletleri satışta
Ülkemizdeki hayran kitlesinin yıllardır beklediği, efsanevi şarkıcı, Kanadalı yazar, şair, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen, 2009 Dünya Turnesi kapsamında iki özel konser vermek üzere İstanbul'a geliyor.
Haberin devamı için tıklayın
Leonard Cohen konserleri, BKM işbirliğiyle, 5 Ağustos Çarşamba ve 6 Ağustos Perşembe günleri Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde gerçekleşecek. Konserlerin biletleri 16 Mayıs Cumartesi günü satışa çıktı.
74 yaşındaki Kanadalı yazar, şair, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen 26 Nisan'da Kanada'da başladığı 2009 Dünya Turnesi'ne Amerika konserlerinin ardından Avrupa'da devam edecek.
Efsane isim Leonard Cohen konserlerinde "Suzanne", "So Long, Marianne", "Bird on a Wire", "First We Take Manhattan" ve "Hallelujah" gibi klasikleşmiş şarkılarına da yer veriyor.
|
|
|
Çizgideki Işık
Gülay Semercioğlu 2 Haziran - 18 Temmuz 2009 tarihleri arasinda Çizgideki Işık sergisi ile Pi Artworks'de.
Semercioğlu'nun eserleri 2008-09 sezonunda Contemporary İstanbul, Art Asia Miami, ArtParis, Abu Dhabi09, Art Dubai09, Art HongKong09 ve haziran ayında Scope Basel olmak üzere Orta Doğu, Amerika ve Avrupa fuarlarında sergilenerek, önemli uluslararası koleksiyonlara girmiştir.
Haberin devamı için tıklayın
2006 senesinde Kinetik Çizgi serisi ile izlediğimiz Semercioğlu'nun, Çizgideki Işık adlı sergisinde, referanslarını doğadan alan resimler yer alıyor. Formlar küçük bir organizmadan yola çıkarak elde edilen yalın kurgulardan yapraklar, dağlar,denizlere varan geniş coğrafi organik oluşumlara kadar uzanıyor.
Semercioğlu Çizgideki Işık serisine ait söylemini şöyle dile getiriyor: Akışkan ve eğrisel formları kullandığım, hatları oldukça yumuşattığım bu resimlerim günümüz mimarisindeki Biyomorfik akımla oldukça yakın ilişki kuruyorlar. Kullandığım malzemenin doğasına aykırı organik/yumuşak bir form bulma çabası, resimlerimin metalik etkisi ve soğuk yüzeyleri, geleneksel ve moderni, elişi ve endüstriyeli, dişil ve eril gibi söylemleri karşı karşıya getiriyor ve bu söylemler arasındaki gerilimi gözle görünür kılmaya çalışıyor.
Çizgideki Işık Pi Artworks Tophane Galeri 1 ve 2' de 18 Temmuz tarihine kadar izlenebilir. İstanbul Modern'e yürüme mesafesinde olan Pi Artworks yeni galerileri, Tophane-i Amire'den İstiklal Caddesi' ne bağlanan ana cadde üzerinde bulunuyor. Galeri Pazar hariç her gün 10:30 - 19:30 saatleri arasında gezilebilir.
|
|
|
Divan-ı Hümayun'da iki virtüöz
Geçtiğimiz yıl festival mekânları arasına katılan Divan-ı Hümayun'deki konserlerin ilkinde, hayranlık uyandıran iki virtüöz, Göran Söllscher ve Jian Wang, sizleri gitar ve viyolonselin harika birlikteliğine davet ediyor.
Haberin devamı için tıklayın
Isaac Stern'ün 1979'da Çin'e yaptığı geziyi konu alan 'Mao'dan Mozart'a' adlı Oscar ödüllü belgesel filmde, henüz 10 yaşındayken Saint-Saëns'ın viyolonsel konçertosunu yorumlarken keşfedilen Wang, o günden sonra başta Stern olmak üzere tüm klasik müzik dünyasının gözbebeği oldu. Wang bugüne kadar aralarında Berlin Filarmoni Orkestrası'nın da yer aldığı dünyaca ünlü orkestralar ve saygın şeflerle birlikte çaldı.
1978'de Paris'te düzenlenen Concours Internationale de Guitare yarışmasında kazandığı birincilikle sanat kariyerine başlayan, ülkesi İsveç'ten başlayarak dünyanın dört bir yanında başarılı konserlere imza atan ünlü gitarist Söllscher ile geçtiğimiz yıl 'Rêverie'adlı CD kaydını çıkartan Wang, Bach'tan Schubert'e uzanan programlarını 9 Haziran'da Divan-ı Hümayun'un eşsiz atmosferinde sunacaklar.
|
|
| |
|
|
|
|
|